halk oyunları

halk oyunları Yorum Yok »

Türk Halk Oyunları

Halk Oyunları çoğunlukla köylü tarafından düğünlerde, nişanlarda, askere uğurlamada, yaylaya çıkış ve inişte, doğumda, dini ve milli bayramlarda, kazanılan zaferin sonucunda, ferfene, barana, sıra gezmesi, yaren sohbeti gibi toplantılarda oynanmaktadır.

Oyunlar genellikle oyun oynamaya elverişli açık alanlarda oynandığı gibi kapalı yerlerde oynanır.

Özellikle düğünlerde, yörede iyi oynadığı bilinen kişiler davet edilir. Çünkü topluluğun başında yörenin müziklerini ve oyunlarını iyi bilen ve saygın kişiler bulunur. Halk Oyunları figür bakımından zenginliğini bu kişilere borçludur. Onlar maharetini ustalığını göstermek için kendine özgü doğaçlama figürler yapar. Böylece oynayan ya da oynamayan insanlara özellikle gençlere oyunlar gösterilmiş, aktarılmış olur.

Halk Oyunları taklidi oyunlar (doğa oyunlarını, günlük yaşamı vb.) olabileceği gibi, toplumsal olayları, aşkı sevgiyi de konu alan oyunlar vardır. Mesela Urfa Kımıl oyunu, ekine zarar veren bir haşare yüzünden halkın yaşadığı sıkıntıyı dile getirir ve bu oyunda olduğu gibi diğer oyunlar için de çeşitli anlatılar vardır. Sivas-Erzurum dolaylarının oyunlarında görüşen belirgin özellik; oyunların dizi biçiminde, ağırdan başlayıp hızlıya giden bir ritimde, oyuncuların birbirlerine yanaşarak, sokularak, sarılarak oynamalarıdır. Bütün bu biçim ve şekiller, insan yaşantısını zorlaştıracak, ağırlaştıracak derecede soğuk geçen bir iklimin; elele, sırtsırta verip, düşmanı birlikte göğüslemek çabasının, dayanışmanının, kaynaşmanın açık bir simgeleşmiş halidir.

Bu etkenler zeybeklerde de belirgin bir şekilde görülür. Dikkat edilirse zeybeklerde; oynandıkça genişleme, oyun kızıştıkça yayılma, halkanın büyümesi görülür. Başlangıçta dar, küçük olan oyun yuvarlağı gittikçe açılır, yayılır, genişler, büyür. Bu da zeybek bölgelerini sereserpe, rahatça açılan, büyüyen ovalarının, yaylarının bir simgesidir. Ayrıca kişinin özünde yatan özgürlük duygularının bir anlatımıdır.

Örneğin; Sivas-Erzurum-Kars yörelerinin oyunlarının giysileri de rengini doğadan almıştır. Bu giysilerde egemen olan mor, sarı, yeşil ve beyaz, yaz başında kısa bir süre yeşeren ve sonra sararan bozkırlarla kaplı, başı dumanlı, tepekeri karlı mor dağların birer yansımasıdır.

Ege’de, Güney’de, sıcak illerde bu giysiler; renk renk çiÄŸdemler, mineler, lâleler, portakallarla süslenmiÅŸtir. İçel ve yöresinin oyunlarında sıcak iklimin verdiÄŸi hareket rahatlığı ve kolaylığı; oyunlardaki çeviklik ve çabuklukla açık bir ÅŸekilde sergilenmektedir. Bu yörede oyun, kiÅŸiliÄŸini bölgenin göçebe yaÅŸantısından ve bu göçebe yaÅŸantının doÄŸal sonucu olan hayvancılığa dayalı bir yaÅŸamdan, hayvansal ürünlerin iÅŸlenmesinden, avcılıktan alır. (YoÄŸurt, Yayla yolları, Keklik, Türkmen Kızı) oyunlarında bu gerçekler renkli, sıcak tablolarla sergilenmektedir.

Fırtınalı Karadeniz boyunda, bu denizle zorlu bir yaÅŸam kavası veren insanların çabası, Karadeniz horonlarında baÅŸtan ayaÄŸa titreme, dalgalanma figürleriyle anlatılmıştır. Yine aynı ÅŸekilde bir bozkur yöresi olan Sivas-Erzurum dolaylarında sadece su boylarında rastlanan kavak aÄŸacı da adını ve rüzgarla saÄŸa sola sallanışını Erzurum’un Kavak oyununda görmekteyiz.

Bu açılardan konularına göre halk oyunları şu şekilde tasnif edilebilir:

Taklit Oyunları (hayvan-doğa).
İnsan tabiat ilişkisini konu alan oyunlar.
YaÄŸmur, sis, akarsuyu konu alan oyunlar.
Bitkileri konu alan halk oyunları.
Rakamlarla ifade edilen oyunlar.
İnsan hayvan ilişkilerini konu alan halk oyunları.
Toplumsal olayları konu alan halk oyunları
Kavgayı konu alan oyunlar
Savaşı konu alan oyunlar
Aşkı ve sevgiyi konu alan oyunlar
Kızla erkeğin birbirine kur yapmasını konu alan oyunlar
Askere uğurlamayı konu alan oyunlar
Tarımı konu alan oyunlar, ekin biçimi konu alan oyunlar, ürünün zarar görmesini konu alan oyunlar.
Meslekleri konu alan oyunlar, çobanlarla ilgili oyunlar, kadınların yapmış olduğu günlük işleri taklit ederek erkeklerin oynadığı oyunlar, ekmek yapımı inek sağılması gibi teşbih edilen oyunlar.
Bir iş üretimi ile ilgili oyunlar ip eğirme gibi.

Oyun oynamayı gerektiren nedene bağlı olarak insanlar günlük kıyafet veya özel gün kıyafeti giyerler.

Türkiye’de halk oyunlarına mutlaka bir müzik aleti eÅŸlik etmektedir. Kimi yerlerde, özellikle kadınlar türküyle de oynamaktadırlar. Oyunlar isimlerini, yaratıcısı kiÅŸinin adından, coÄŸrafi bölge adından, tabiat olaylarından, içerdiÄŸi konudan vb. alır.

Halk Oyunları ve Salon Dansları

dans Yorum Yok »

Günümüzde danslar iki ana kaynaktan gelmektedir: Halk oyunları ve Avrupa saraylarında doÄŸan salon dansları. Halk oyunu belirli bir yörenin insanları ile birlikte doÄŸup geliÅŸen bir dans türüdür. GelenekselleÅŸerek kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa geçer. Halk oyunu doÄŸduÄŸu bölgenin dışında da yaygınlaşır ve bütün ulus tarafından benimsenirse, buna ulusal dans denir. Macaristan’ın “ÇardaÅŸ”ı ve İspanya’nın “Jota”sı buna örnektir. Ülkemizde de Silifke’ nin “Keklik Oyunu”, Artvin’in “Ataban”, Elazığ’ın “Çayda Çıra”sı ulusal danslar arasında sayılabilir.

Bütün Avrupa ülkelerinde çok çeşitli halk oyunları vardır. Bazılan çift çift yapılan danslardır, ama çoğu topluluk dansıdır. Topluluk danslan dansçılara dans alanının her yerinde bulunabilme ve gruptaki tüm dansçılarla karşılaşabilme olanağını sağlar. Böylece de dansın ilişkileri geliştirme yönünü güçlendirir. Halk oyunlan köy kökenli oldukları için, açık yerlerde ya da çiftlik ambarlarında, toprak üzerinde oynanırdı. Bu nedenle oyunlarda hareketler sürekli değildir; oyun çevik adımlar, sert vuruşlar ve hızlı zıplamalarla sürer. Soylu sınıflann başlattıklan danslar tabanı cilalı salonlarda yapıldığı için genellikle kayar adımlarla dans edilir, halk oyunlarının tersine zıplamalara pek yer verilmez, yumuşak geçişlerle hareket edilirdi.

16. yüzyıl ile 17. yüzyılın baÅŸlarında Avrupa’da biri yavaÅŸ ve ağırbaÅŸlı, öbürü ise hafif ve hızlı hareketleri olan iki dans türü geliÅŸti.

17. yüzyılın en gözde dansı ise Fransa’da geliÅŸen “menuet” idi. Bu mini mini adımlarla ve abartılı reveranslarla süren ağır bir danstı.

19. yüzyılın en gözde dansı valsti. Önceleri Avusturya köylülerinin baÅŸlattığı vals, kısa zamanda Avrupa salonlarının vazgeçilmez dansı oldu. Vals bugün de en zarif dans türlerinden biridir. GeliÅŸiminin en yüksek aÅŸamasına ise 19. yüzyılda Viyana’da, Johann Strauss zamanında ulaÅŸtı. Salon dansçıları bugün de Strauss valslerinin melodi ve ritim-leriyle dans etmekten çok hoÅŸlanırlar.

1911′de Güney Amerika’dan gelen Arjantin tangosu ve Brezilya samba’sı ABD’deyi sardı ve tüm Avrupa’ya yayıldı.

Vals ve Kuzey Avrupa kökenli öbür dansla-nn ritimleri Siyah Amerikalılar’ın cazı ve Latin Amerika danslan ile karıştı. İnsanlar büyük dans orkestralarının müziÄŸi ile jitterbug yaptılar. Ardından rock and roll ve twist akımlan geldi. 20. yüzyılın sonlarında bunlar disko dansı ile birleÅŸti. Jitterbug ve twist gibi, disko da enerjik ve serbest hareketlere dayanan bir dans biçimidir. Disko, müziÄŸi plak ya da banttan çalan küçük gece kulübü anlamındaki “diskotek” sözcüğünden gelir. Bu kulüplerin bazılarında ise gerçek orkestra müziÄŸi vardır.

Powered by dans